6 Şubat 2018

Seven Ve Sevmeyen Kişi Arasındaki Farklar

Uzun süredir yazmayı düşündüğüm fakat bir türlü yazamadığım bir konudan bahsedeceğim bu sefer. Sevgi her kapıyı açabilen güçlü bir duygu. Herşeyin başında sevgi dileriz önce. Daha sonra ne istersek kendiliğinden oluverir. Her işi sevgiyle yapmak her zaman tüm kapıları açar. Özellikle ilişkilerde seven ve sevmeyen taraf mutlaka oluyor. Bu kimine göre bir tarafın daha az sevmesi kimine göre de bir tarafın gerçekten sevmediği halde size rol yapmasıdır. Peki en çok üzülen taraf hangisi oluyor? Tabiki seven taraf. Çünkü seven birinin sevdiği kişiye karşı her zaman affedici olması ve birçok şeyi kabul etmesi kendinden ödün vermesine sebep olur. Bu da demektir ki ne kadar severse o kadar üzülür. Seven ve sevmeyen arasındaki farklar gözle görülür. Hatta etrafınızdaki insanlar bile bunun farkına varır. Size söylemek isterler, ima ederler ama o seven kişi bunlara tamamen kapalıdır. Nedir bu farklar birlikte bakalım;
Seven kişi her zaman fedakardır. Aman üzülmesin aman kırılmasın aman yanlış düşünmesin diye didinir durur. 
Sevmeyen kişi ise bırakın fedakarlığı gözünün önünde ölseniz dönüp bakmaz. Çünkü onun aklı ve yüreği farklıdır. Size en ufak fedakarlık yapacak diye ödü kopar.
Seven kişi merhametlidir. Küçücük bir çocuğun ağladığını görse onunla beraber gözleri dolar, yaşlı birini görse yardım eder, aç bir hayvanı görse içi sızlar ve yardımcı olur. seven kişi sevdiğine de merhametlidir. Onun yaşadıklarını dinledikçe üzülür, kalbi sevdiği için tekrar kabarır. Onu anlar.
Sevmeyen kişi de merhamet olmaz. Çünkü zaten yüreğinde sevgi yoktur. Hiç birşeye merhametli yaklaşmaz, yaklaşamaz. Hatta düşen bir insana bile kendide bir tekme atar. Yüreğinde ufacık bir sızlama olmaz. Bu yüzden seven kişiyede katı olur.
Seven kişi sevdiğine zarar gelecek diye ödü kopar. Parmağı kesilse yüreği acır ağlayacak noktaya gelir.
Sevmeyen kişi ise seven kişinin canını acıtırken bile bundan keyif alır, mutlu olur. Hatta seven kişiye zarar verdiğinde utanmadan bununla alay edebilir. Sonrada hiç bişey olmamış gibi devam etmeye çalışır.
Seven kişi sevdiğini kırmamaya özen gösterir. Onu kırarsa üzüleceğini düşünerek söylemek istediği birçok şeyi içinde saklar. Yeterki sevdiği kırılmasın, üzülmesin.
Sevmeyen kişi ise seven kişiyi her zaman rahatlıkla kırabilir, üzebilir, göz yaşlarını akıtabilir. Onun için gönlün kırılması önemli değildir. Hatta ve hatta karşısındakini kırdıktan sonra bir özür bile dilemez. Çünkü sevmediği kişinin kalbinin kırılması onun için önem taşımaz. Sevmediğinden zaten rahat bir şekilde kırmaya devam eder.
Seven kişi her zaman saygısını ve sevgisini göstermeye çalışır. İlişkisine ve ilişki yaşadığı kişiye karşı kırıcı olamadığından saygıyla yürütmeye çalışır. Sevdiği kişinin etrafına da öyledir. Onun çevresindeki herkese saygı duymak zorunda olduğunu bilir.
Sevmeyen kişi sevgisi olmadığından saygısı da olmaz. Onun için saygı duyulacak biri değilmiş gibi görür. Ağzına geleni sayar. Hiç çekinmeden acımasızca söylediği hakaretler, aşağılamalar her defasında daha da ağır olur. Ailesine, etrafına ve çevresinde kim varsa bilip bilmeden ön yargısı ile ağıza alınmayacak ne kadar söz varsa dile getirir. Bir ilişkide söylenmesi gerekmeyen tüm cümleler sanki karşısındaki bir hiçmiş gibi dudaklarından dökülür. Bilmez karşısındakinin kırılıp incindiğini.
Seven kişi saat, yer ne olursa olsun sevdiğinin yanında olmak için herşeyi göze alır. Kilometrelerce uzaklıkta olsa bile yanında olmak için nerede ve saatin kaç olduğu umurunda olmaz. Sevdiğine gidebilmek için tüm yolları ve engelleri aşar.
Sevmeyen kişinin ise umurunda olmaz hiç bir zaman bu durum. Hiç bişeyini yarım bırakıpta gelen kişiye koşmaz. Bahaneleri mutlaka vardır. Umursamaz karşısındakinin aştığı yolları ve zamanı. Keyfinden ya da yaptığı bişeyden ödün vermez. Hatta sevipte gelen kişi suçludur bir şeylerinin yarım kalmasına sebep olduğu için.
Seven kişi aldatmaz. Seven bir insanın yüreğini açıp bakma imkanımız olsaydı o yüreğin tek bir kişi için attığı ve tüm hücrelerinde sadece o ismin geçtiğini görebilirdik. Seven biri sevdiğinden başka hiç kimseye farklı bir gözle bakmaz. Sevdiği ile kurduğu düşlediği hiç bir şeyi bir başkasına yakıştırmaz. Sevdiğine söylediği sevgi sözcüklerini bile kimseye kullanmaz. Çünkü onlar sadece yüreğinde olan kişiye aittir.
Sevmeyen kişi ise aldatır. Hemde karşısındaki insanın gözünün içine baka baka aldatır. Sonrada türlü bahaneler uydurur. Aldatırken sebepleri sıralar. Halbuki hiç alakası yoktur. Karşısındakine kurduğu cümleleri ve hayalleri bir başkasıylada rahatlıkla kurabilir ve söyleyebilir. İşte sevene yapılan en büyük ihanettir bu.
Seven kişi nankör ve bencil değildir. Önce sevdiği insanı düşünür her zaman. Biz diyebilir. Herşeyi sevdiği ile yapmak ister. Asla sırtından vurmaz. Asla önce ben demez.
Sevmeyen kişi her zaman nankör ve bencildir. Nankörlüğü zaten tartışılmaz. Yapılan onca fedakarlığı hiçe sayarak ve pişkin bir şekilde yapmasaydın diyebilir. Bencildir önce kendini düşünür. Bir yemek yenilecekse bile ben aç değilim tokum deyip senden banane tavrına bürünebilir. Sormaz karşısındaki kişi aç mı tok mu diye. Sürekli kendi isteklerini yaptırır. Sürekli ben yaptım ben ettim ben bunu istiyorum ben böyle dedim o bu diye her cümlenin başında ben vardır. Sevmediği için de o cümlelerin başı hiç bir zaman biz ile başlamaz.
Seven kişi sevdiği insana saygı duyduğundan ilişkisini hiç bir zaman dışarıya yansıtmaz. Etraftaki herkes her zaman mutluluğunu görür. Göz yaşı akar ama kimseye en ufak bir şey demez. Çünkü sevdiği kişinin küçük düşmesini istemez.
Sevmeyen kişinin ise karşısındaki insan ağzına sakız olmuştur. Utanmaz bir halde herkese herşeyini rahatlıkla söyler. En ufak tartışmada bile etrafındaki insanlara yaymaya meraklıdır. Karşısındakini etrafına kötülemeyi marifet sanar. Hatta iki kişilik yaşanan ilişkinin her bir sorununu etraftaki insanlara yaymak için can atar. Mahremiyeti yoktur. Alelade bir şekilde ilişki hakkında olan herşeyi yayabilir.
Seven kişi sorumluluğunun farkındadır. Bilir nasıl davranacağını. İnsanları üzmez. Hele bir de ciddiyet varsa sonuna kadar yürütmeyi ister.
Sevmeyen kişi sorumluluk almaktan kaçar. Her tartışmada her söylenen sözde karşısındakini hayatından atmaya çalışır. Biz kavramını edinmediğinden her şeyi söküp atmak onun için kolaydır. Bir ilişkinin sorumluluğunu alamayacak kadar da basit düşünür.
Seven kişi sevdiğinin herşeyini kabullenir. Geçmişte yaptığı hataları, kırıklıklarını, hayat görüşünü... Bir çok şey seven kişi tarafından kabullenilir ve dile getirilmez bile.
Sevmeyen kişi ise karşısındaki insanın her şeyini yüzüne vurmak için fırsat kollar. Geçmişini bile sürekli önüne getirir. Kabul etmez mutlaka bir bahane bulur ve her defasında da ağır sözler ve ithamlarla dile getirir. 
Seven kişi gözleriyle her şeyi anlatabilir. Etrafındaki herkes görür sevdiğini. Gözlerinin içi güler. Ona birşey anlatırken bile heyecanlanır. Konuşmasına gerek yoktur aslında ve gözlerinden okunur sevgisi.
Sevmeyen kişi ise nefretle bakar. Seven insan bunun farkındadır. Aslında sevenin gözlerinden süzülen gözyaşlarına acımasızca bakıyorsa karşısındaki onu hiç anlamıyor demektir. 
Seven kişi anlayışlıdır. Koruyup kollamayı sever. Bir çok konuda mantığını ortaya koyar. Doğru yol neyse ona göre çözüm bulmaya çalışır. Etrafında gelişen olaylara bile daha anlayışlı olmaya çaba sarfeder.
Sevmeyen kişi de ise anlayış hiç bir zaman olmaz. Dinlemez kendine göre yorumlar ve zarar verir. Anlayışlı olup dinleyip çözüm bulmak yerine mutlaka bir huzursuzluk çıkarmak için fırsat kollar.
Seven kişi sevdiği kişi herkesten önde tutar. Hatta anasıyla babasıyla kardeşiyle arkadaşlarıyla geçireceği dakikaları bile sevdiğiyle geçirmek ister.
Sevmeyen kişide ise karşısındaki fazlalıktır. Kişi yanında olsa bile sadece kendi yapmak istediklerini yapar. Sormaz ne istersin ne yapalım ne edelim beraber vakit geçirelim diye. Hatta bilgisayar oyunu ya da izleyeceği videolar bile onun için daha önemlidir. Yanındaki sadece fazlalıktır.

Oldukça uzun oldu farkındayım ama sıralamaya başlayınca devamı geliyor işte. Ve gerçekten daha birçok farklar var ve anlatmaya çalışılsa ortaya neler çıkar neler. Sevmeyen bir insanı seven birinin taşıması çok zordur. Çünkü bir süre sonra o seven kişi çok yorulmuş oluyor. Kırgınlıkları, üzüntüleri, kızgınlıkları, fedakarlıkları ve en  önemlisi de yüreğinin hiçe sayılmasını gördüğünde artık yorulup pes ediyor. Çekip gitmesi kaçınılmaz oluyor. Sevmeyen birinin hayatında olmaya çalıştıkça kendinden birçok ödün vermiş oluyor. Aman sevdiği kırılmasın diye çaba harcarken bir bakıyor ki kendi defalarca acımasızca kırılmış ve incinmiş. Buna rağmen karşısındakinin hiçbir zaman umurunda olmuyor. 
Belkilerle yürümüyor gerçekten sevgiler. Tek tarafın sevip diğer tarafın sevgiye dair hiç bir şey hissetmemesi artık yük oluyor. O seven kişi canı yüreği acıya acıya sevgisinden vazgeçme noktasına geliyor ve sevgisinin karşılığını göremediği için de gitmeyi kurtulmayı tercih ediyor. Çünkü kalsa biliyor daha çok şeye üzüleceğini, karşısındakinin onu kıracağını, ona saygısızlık edeceğini... Bu yüzden gitmesi gerektiğini biliyor ve kendisini sevmeyen kişi bundan sonra rahata ersin diye sadece yüreğini alıp hayatından çıkıyor. 
O seven kişi gittiğinde artık bitmiştir bu ilişki. Artık çözümsüzdür herşey. Bir gün yine sevecektir o zamanında çok seven kişi mutluda olacaktır. Fakat o sevmeyen kişi hala bencilliği, nankörlüğü ve sevgisizliği ile mutsuz olmaya devam edecektir. İşte o zaman yazık. Zamanında seven kişinin değerini bilmeyen kişi ömür boyu yalnızlığa ve geçici hayata mahkumdur.
Hayatınızda sizi sevmeyenlere yer vermeyin. Sizi üzmelerine, kırmalarına sizi ezmelerine izin vermeyin. Onlar kendilerini zafer kazandım sanır ama aslında kaybeden taraftan başka bişey değildir. Kıymet bilmeyen bir insan ömür boyu kıymet bilmeyecektir. Hayatın en kötü yanlarından biri bir insanın kendisini seven bir insanı kaybetmesidir. Zamanla daha ağır gelir bu. Çünkü zamanı geldiğinde o seven kişinin bir dakika bile yanında olmasını isteyecektir. Ama zaman geçti. Artık o zamanında seven bir başkasını sevmeye başlamıştır ve dönüp zamanında sevipte değer görmediği kişiye bakmaz bile. İlişkilerde her zaman seven taraf kazanır. Sevmeyen taraf kaybetmeye mahkumdur. Bu yüzden hep sevmeyi bilin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder